Bilgi Köşesi

ENERJİ KAYNAKLARININ ALTERNATİFİ VAR MI?

0
Lütfen giriş ya da Üye ol gönderileri beğen

Enerji tüketimi, günümüzde toplumların gelişmişlik seviyesini simgeler. Sanayi ve temel tüm ihtiyaç listemizin başında bulunan enerji kaynakları, işlerimizi yürütmemizdeki temel gereksinimdir. İnsanlar, tarih boyunca hem kişisel olarak gelişerek hem de geliştirerek teknolojik anlamda ilerlemeyi sürdürmektedir. Gelişmiş üretim sahasında, işlerin aksamaması için tüm mekanik sistemin temel ihtiyacı olan enerji hakkında konuşacağız.

Enerji neden ihtiyaçtır?

Doğada bir çok enerji kaynağı bulunmakta. Bunların başında rüzgar ve güneş gelir. İnsanoğlu, en başta doğada var olan gücü enerjiye dönüştürerek kullanmaya başladı. Bunlar çoğunlukla dağ yamaçlarından hızla akan dere yataklarına değirmen kurarak ya da rüzgar gücünden faydalanmak için kurulan yel değirmenleri ile gerçekleşti. Temelde dağ yamacından hızlanarak akan su çarkı çeviriyor, dönen çark da beraberinde öğütme taşını döndürüyor. Aynı prensip yel değirmenleri için de geçerli.

Değirmende elde edilen un ile, insan kendi enerjisini kazanıyor. Yani farklı tür güçlerin yardımıyla insan kendi gücünü elde etmeye ve yaşamını devam ettirmeye çalışıyor. Tarih boyunca bu basit örnek hep devam etmiştir. Sadece tarihe bakarsak bu doğal enerji kaynakları her zaman kişisel ihtiyaçlar için kullanılmadı, kimi zamansa zafer kazanmak için tercih edildi. Rüzgar gücüyle ilerleyen tekneler, en başta balık tutmak içindi. Fakat aynı zamanda diğer toplumlara karşı sınır savunmasında kullanılan güçlü bir silahtı. Sanayideki gelişmeler, toplum nüfusunun artması ve yaşanan siyasi sorunlar enerji ihtiyaçlarını her zaman arttırmıştır. Bu yüzden alternatif ve daha verimli olan enerji kaynaklarına yönelimler başladı.

Fosil yakıtlar

Bu tür yakıtlar toprak altında çürüyen canlı varlıklardan uzun zaman sonra elde edilmektedir. Kömür, petrol gibi tarihte önemli rol oynayan fosil yakıtlar, kimyasal tepkimeler sonucu doğada var olan enerjiden daha verimli olmaktadırlar. Günümüzde kömür; ısınma, sanayi ve enerji üretiminde kullanılır. Petrol ise çıkarıldığı andan itibaren bir çok kimyasal işlemden geçer. İşlemlerin sonunda benzin, motorin, LPG ve çeşitli plastikler elde edilir. Fosil yakıtların çok verimli olmasının yanı sıra tepkime sonu ortaya çıkarttığı atıklar ve atmosfere bıraktığı tehlikeli gazlar ile doğanın ve atmosferin var olan düzenini bozmakta.

Nükleer enerji

Füzyon, fisyon ve yarılanma… Bu üç aşamada devasa enerjiler elde edilmekte. Tarihi açıdan tesadüfen bulundu diyebiliriz. Fizikçi Antoine Henri Becquerel, uranyum ve fotoğraf plakalarını yan yana koyunca keşfetti. Karanlıkta radyoaktif ışınları fark eden Becquerel, daha sonra üzerine çalışmalara başladı. Nükleer enerji, fosil yakıtlara göre çevreye daha duyarlı ve temiz bir enerji üretme tekniği olarak lanse ediliyor. Fakat çıkan atık maddeler, santrallerin çevresine yaydığı radyasyon uzun vadede büyük bir tehlikedir. Nükleer enerji fosil yakıtlara nazaran şakası olmayan, asla hata kabul etmeyen bir enerji üretim metodudur. Tarihte Amerika’nın Japonya’ya attığı nükleer bomba, Rusya’da patlayan nükleer santral ve sonrasında karşılaşılan sonuçlar aslında bu enerji türünün hiç de masum olmadığının kanıtı.

Doğaya zarar vermeden enerji üretmenin yöntemleri neler?

Aslında bu, -çevreci fanatiklere göre mümkün olsa da- pek mümkün değil. Nasıl ürettiğinizin önemi olmayan bir enerji düşünün. Bu enerji, sürekli olarak aydınlatma, iklimlendirme ve daha bir çok alanda kullanılmaya devam edecek. Zaten kullanım esnasında bulunduğumuz çevreye, olmaması gereken ısı, ışık, radyasyon vb. atıkların salınımını yapıyoruz. Doğada bizden başka diğer canlıların da dengesini bozan bu salınım, öncelikle yüksek enerji tüketiminden feragat etmemiz gerektiğini gösteren haklı örnek.

Solar paneller (Güneş paneli)

Fotovoltaik ve termal olmak üzere iki sistemde ayrılmakta. Fotovoltaik sistemler, güneşten gelen radyasyonu emer elektrik enerjisine çevirir. Termal sistemlerde ise, aynalar ile ışık bir noktada toplanıp sistemde var olan sıvı ısıtılmaktadır. Solar paneller ile elektrik ürettiğimizi varsayarsak ortalama bir panelin ömrü on yıldan başlamakta. Verimli bir elektrik üretme tekniği olsa da güneş ışığı olmadığı sürece elektrik üretmek mümkün değil. Ülkemizde güneş panelleri için ortalama verimli gün ışığı, sabah saat 9 ile akşam 4 arasıdır. Yani bir solar panelden verimli olarak enerji üretme saatimiz ortalama yedi saat. Diğer saatlerde güneşin konumuna göre ve gece olmasından dolayı verimlilik düşük olacaktır. Ayrıca solar panellerin doğru konumlarda yerleştirildiğini varsayarsak yaz ayları dışındaki mevsimlerde de verimlilik düşük olacaktır.

Enerji üretip satmak -bu işi ticarete dökmek- isteyen kişiler, genelde kurulumlarını verimli tarım arazileri üzerine yapmaya kalktığından bu da ayrı bir tehlike doğurmakta. Arazilerin enerji üretmek için üzerleri panellerle kapatıldığında enerji krizine çözüm olur. Fakat tarımsal faaliyetlere de engel olur. Elbette günümüzde bu, size saçma gelse de enerji üretmek için artan üretim sahasında her zaman -her alanda olduğu gibi- aşırılık olacaktır. Ayrıca evlerin çatılarına kurulan paneller de bir diğer sorundur. Zira evlerin çatısında her geçen gün artan panellerin, plazalar kadar tehlike yarattığı bir gerçektir. Çünkü solar paneller her ne kadar ışığı emse de aynı zamanda yansıtmaktadır.

Rüzgar türbini (Rüzgar gülü)

Bu türbinler, hava akışının aktif olduğu sahalara kurulurlar. Rüzgar çarptığı kanatlarda bir güç uygular; bu da merkezde bulunan türbini çevirir. Böylece türbinin arkasında yerleştirilmiş alternatör de, türbinden gelen yatay dönme hareketini elektrik enerjisine çevirir. Rüzgar türbinleri ülkemizde sahil kesimlerinde çok kullanılmakta. Denizden esen kuvvetli rüzgar oldukça verimli elektrik üretmesini sağlar. Elektrik üretimi esnasında rüzgarın yönünü kestiğinden dolayı, çok yoğun olduğu bölgelerde hava akışını durdurmaktadır.

Hava akışının bozulması, gürültü kirliliği, göçebe kuşların göç hareketlerinde olumsuz etkisi büyüktür. Yine arı ve yarasa gibi uçan hayvanlara zararlıdır. Yani yılda binlerce kuş türü bu türbinlerde hayatını kaybederken göçebe türlerde ise yön kaybetmelerine neden olabilmektedir. Kuşlar doğası gereği iç güdülerini ve doğa hareketlerini izleyerek göç etmektedir. Fakat göç yolunda olan bu türbinler kuşların bu doğal düzenini bozmaktadır.

Doğaya zarar vermeden enerji üretmek mümkün değil mi?

Şöyle bir göz attığımızda, verimli elektrik üretmek için bir çok alternatif var günümüzde. Fosil yakıtlara çeşitli katkılar eklenerek, nükleer enerjide soğutma sistemleri geliştirilerek, solar panelleri ve rüzgar türbinlerini hibrit şekilde kullanarak oldukça verimli sonuçlar elde edebiliyoruz.

Her ne kadar verimli sonuçlar elde etsek bile zararlarının önüne geçemiyoruz. Doğaya zararın azaltılması için tek çözüm, daha düşük elektrik tüketen ve daha verimli sistemlerin geliştirilmesi. Bir içten yanmalı motoru olan otomobilin yakıt tüketimine karşın motor verimliliği, ortalama %30 civarındadır. Bu motor çalıştığı süre boyunca çeşitli gazlar yayarak atmosferi kirletmekte. Fakat daha verimli olan ve daha az güç tüketen elektrikli araçlar ise, çalıştığı süre boyunca doğaya hiçbir zarar vermez.

Evlerimizde fişte takılı kalan uyku modundaki elektronik eşyaları tam olarak kapatarak, gün boyu gereksiz yanan lambaları söndürerek, iş yerlerinde ve evlerde işimiz olmadığı halde durmadan çalışan bilgisayarları kapatarak, elektronik eşyalarda az güç tüketen ve daha verimli cihazları tercih ederek… Aslında doğayı bu kadar basit şekilde koruyabiliriz. Sanayi alanında ise güncel üretim sistemleri tercih edilerek bakım ve enerji maliyetinden tasarruf edebiliriz. Buna teşvik ve atılımlar sağlanması için devletlerin çeşitli katkıları olmalı. Yani “nükleer enerji zararlıdır, fosil atık kullanmayalım” gibi bir çok söylem mevcut. Fakat bunu diyen insanların bir çoğu evinde -gece saatlerinde kullanmadığı halde- çalışan modemlerinin fişini çekmiyor. Yani bir atılım yapılacaksa buna öncelikle kendimizden başlamalıyız.

UEFI Windows 11 USB Hazırlama
Şuan Windows 11 Yüklemek Doğru Mu?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

GIF